Şiir Burada... siir.roots.gen.tr

Yeni Üyelik
İstatistikler
Biz Kimiz?
RASTGELE ŞİİR
Sisteme giriş  
Ana Sayfa
Tüm Şairler
Tüm Şiirler
Sizden Gelenler
Anketler
Üyelerimiz

Tartışma Forumları
Son Eklenen 100
Son 100 ŞAİR





Gamyun.Net, Oyun ve Sohbet

Güzel Sözler



Google


Sizden şiirler

 canayg 

Şair
hakkında bilgi

Yazıcı dostu

Arkadaşa gönder

Yorumları göster
Puan verin!
Bu şiir için henüz
     hiç
puan verilmemiştir.


[ Puan Ver ]


Bu şiir toplam
???
defa okunmuştur
A' DAN Z' YE TÜRKİYE' DEN İZLENİMLER

Not: Son dizeler değiştirilip, yeniden düzenlenmiştir.
Yeni haliyle daha doğru ve daha akıcı olduğunu düşünüyor,
bu nedenle yapılan güzel yorumları ve puanlamaları da feda
etmeyi göze alarak eskisini silip ikinci kez ekliyorum.
----------------------------------


Memur yarı aç yaşar, işçi çulsuz,
Emekli sürünür, esnaf huzursuz.
Baştakiler keyfe dalmış, umursuz;
Üstelik,hem vicdansız, hem sorumsuz!

Ne saygı, ne hak var emek verene,
Yazık yıllarca dirsek çürütene!
Doktor, avukat, mimar, öğretmene;
Verdikleri sadaka mı acep ne?

İşsizlik listesi her gün kabarır.
Gariban yokluktan cinnet geçirir.
Üst tabaka ondan,bundan kemirir;
Kemirdikçe semirir de semirir!

Torpil ile rüşvet at başı gider.
Çoğu kişi dürüstlükten bîhaber.
Dayı desteğiyle bulunur işler.
Avantayla şişer cüzdanlar,cepler!

Döviz fırlar, Türk parası ayakta,
Millî duygu yoksunları tetikte,
Aç gözlüler istif için atakta,
Öze saygı güme gitti, sakatta!

Her şeyin fiyatı ayyuka çıktı.
Herkes nesi varsa tüketti, sattı.
Çaresiz, umutsuz, battıkça battı.
Adeta tıkandı yaşamın hattı!

Kırılırken açlıktan fakir fukara;
Düşleri konu olur hep ekranlara.
Bakınca o abartılı reklamlara;
İmrenip yutkunur hayali tatlara!

Ahlâk sıfırlandı, ayağa düştü.
Erdem hanidir yolunu şaştı.
Namus desen,çoktan unutulmuştu.
Değerler tümüyle dibe vurmuştu!

Görgü,saygı saptı çıkmaz sokağa,
Nezaket saklandı gizli kovuğa,
Zarafetle edep takıldı ağa,
Arsızlıksa son hız tırmandı dağa!

Doyumsuzluk almış başını gitmekte;
Çünkü ebeveyn hayır diyememekte.
Belli ki dilleri takılmış evete,
Böylece yaş ağaç ters eğilmekte!

Kıyamazsan zamanında çocuğuna;
Pişman olursun sonra doğurduğuna.
Umma, o bakmayacak gözün yaşına;
Bencil ve aç gözle çıkacak karşına!

Sanat desen, rezillerin tekelinde,
Ve oyuncak, yapay güzeller elinde.
Şişme dudak, göğüs şowu sahnede.
Ün, soyunanla, estetikli sahtede!

Pek çok televizyon reyting peşinde,
Kaliteden eser yok bünyesinde.
Mankenin özeli ana haberde.
Nitelik hanidir yok görünürde!

Kimi gazeteler fiskos dergisi,
Dedikodu dolu her bir köşesi,
Ciddi haberlere uzaktır sesi,
Bilinmeze yol aldı kalitesi!

Bir gün cinayetsiz geçmez günümüz,
Trafik kazaları gece ve gündüz,
Olmazsa olmaz, fuhuş, tecavüz,
Çok yazık, olaylar hep mütecaviz!

Körpecik, genç nesil alkole sardı,
Tineri kokladı, baliye daldı;
O yetmedi, esrara da dadandı.
Zehir için her pisliğe bulandı!

Hipiler, pankçılar ve satanistler;
Tertemiz gençleri ağına çeker;
Beyin yıkayarak kör, esir eder.
Bu uğurda nice hayatlar söner!

Sokak çocukları da bir başka yara,
Acınmaz bırakılır soğuğa, kara.
Kimi, haris kurbanı,sebeptir para;
Kimi illegaldir, geçmez kayıtlara!

Mevlâ’m kayıra dersin,salarsın çayıra;
Düşünmeden sokak gebe tüm acılara.
Maruz kalınca tacize, kaçırmalara;
Dövünüp,kapılırsın onulmaz sancılara!

Her neden olur ise olsun yapılan;
Esasen cehalettir altında yatan.
Üstüne kötü huyları da katarsan;
Al sana korkunç facialar yaratan!!!

Kişi önce düşünmeli sonunu,
Öğrenmeli bir bilenden yolunu.
Az sayıda yapmalı çocuğunu;
Ki, kurtarsın acılardan soyunu!

Ya da, evlat isteyene önerimiz:
Yeterli değilse gelir düzeyiniz,
Yoksa onlara verilecek sevginiz;
Çocukları asla kurban etmeyiniz!!

Köşe bucak her yer büyücü doldu.
Cincisi, falcısı hepsi medyumdu.
Neredeyse herkes bir kâhin oldu.
Bunlara inanan saf da pek boldu!

Devlet kapıları bir başka hava.
Kuyruklar uzar,memur gelmez tava.
Bugün git, yarın gel, kalırsın yaya.
İşimiz oturmaz bir türlü raya!!!

Bilinçsizdir sürücüsü, hem yayası.
Uzayıp gider yol benimdir kavgası.
Her an yaşanır trafik kargaşası.
Yollarda geçirilir günün yarısı!

Tıklım tıkış otobüsün, trenin.
Tutmaz saati hiçbir tarifenin.
Kokuların çeşidi de pek zengin.
Zamı desen hiç bitmez biletlerin!

Kambur, kıtık, çukur dolu yolların,
Ordan, burdan patlayan boruların,
Saçak saçak elektrik tellerin,
Her gün birkaç kurban alır kolların!

Pek çok yönden ilkellikler taşırız.
Sıfır alt yapıyla lükse koşarız.
Görünüşte modernliği aşarız.
Ülkemde tezatlar ile yaşarız!

Halen bir yağmur ile hayat felç olur.
Mekanları su basar, trafik durur.
Kimi zaman ölümlerle son bulur.
Lâfa gelince, hizmetler sonsuzdur!

Elâlemler dolmuş koyacak uzaya;
Biz salt parlak mı diye bakarız aya.
Işıtıp veriyorsa bize bol ziya;
Sorun yok,gam yemeyiz kalsakta yaya!

Sebzen,meyven hepsi hormonlu oldu,
Havan pisletildi, dumanla doldu,
Çiçeklerin kokmuyor, yeşilin soldu,
Yazık, murdar edildin özün bozuldu!

Din kisvesi altında her halt işlenir,
Hile hurda ile haram dişlenir,
Allah için diyerek adam şişlenir,
Kötü kabul görür, iyi dışlanır!!

Kana susayan cani, sapık, hırsız,
Manyak, psikopat, aklı rahatsız,
El kol sallar, dolanır arsız arsız.
İlgililer aldırışsız, duyarsız!!

Yetmiyor ki duyarsız kalınmakla;
Ödül veriliyor üstelik afla.
Teşvik altın tepside, şık çanakla;
Sunuluyor ikram gibi, kıvançla!!

Yoksul ekmeğin büyüsüne kapılır;
Çalmak için değil, doymak için alır.
Bu yüzden yıllar yılı hapse tıkılır;
Düşünülmez buna sebep açlıktır!!

Katil ise vahşet ile can alır.
Kadın,erkek,çocuk demez saldırır.
Kundaktaki bebeleri öldürür.
İşi gücü katliamdır, terördür!!

Böylesine iğrenç adi caniler;
Beş yıldızlı ortamlar mı hak eder?
Hapis değil sanki tatildedirler;
Yan gelerek saltanat sürdürürler!!

Yok mudur bu işlerde hiç hakkaniyet,
Söz gelimi mi anılır hüsnüniyet,
Lafta mıdır insan hakları, adalet,
Adil midir suçluya bu kadar rağbet?

Sanırsın haksızlık yapılmış tahsil;
Çabayla olunmuş kötüye ehil.
Okumuşların da pek çoğu dahil;
Utanmaz olmaktan kepaze, rezil!!

Anarşistler kapladı dağı bayırı;
Talan etti yeri, yurdu çayırı.
Durduran yok, verilmiyor uyarı;
Laçkalığın had safhada ayarı!

Ne sokaktan rahat var,ne de evden;
Bombalar patlıyor her an,her yerden.
Sükûnet çalınmış tüm beldelerden;
Korkar olduk hepimiz gölgelerden!!

Magandalar sardı dört yanımızı,
Kapkaççılar çaldı cüzdanımızı,
Fanatikler akıttı çok kanımızı,
Kalmadı koruyan canlarımızı!!

Keyifli zamanda ya da kızınca;
Çıkar hemen cepten bıçak,tabanca.
Bir şeyi yaşayamayız insanca;
Çünkü tepkiler hep kabadayıca!!

Yasak tanımaz yer altı dünyası.
Çok çalışır, pek faaldir babası.
Üç kâğıtta pek yamandır tayfası.
Hiç boş kalmaz o devasa kasası!!

Pek çok işe sokar uzun burnunu;
Sürdürür o kokmuş çirkin oyunu.
Uzatır her yere pis hortumunu;
Çeker son damlaya dek bulduğunu!!

Her bir mafya tutmuş bir köşe başı,
Tüm alanlarda sağlamış akışı,
Göz koyup, yok etmiş çok işi aşı,
En acısı da, organa bakışı!!!

Naylon faturayla yapılır ticaret.
Her türlü hile sayılır marifet.
Kardeş kardeşi kazıklar nihayet.
Dürüstlüğe el fatiha, ha gayret!!

İhaleye, maça şike katılır.
Düzgün adam iki pula satılır.
Güçlüye en güzel köşe kapılır.
Ve bunlara yataklık yapılır!!

Holding,şirket ve bankalar hep batar;
Milletin varlığı kurtlara akar.
Soyguncular ense yapıp,yan yatar;
Çalıntıyla etrafa hava atar!!

Altında şer var, kaldırsak hangi taşı.
Yalakası, mafyası, hem satılmışı…
Hepsinin de, paradır hayat bakışı.
Yazık ki önce başlar çekiyor başı!!

Ekâbirmiş, sıradanmış bakılmadan,
Dindar,hacı,hoca ayrım yapılmadan,
Hiçbiri de zan altına sokulmadan,
Nice yiyici gelip geçti bu yoldan!

Sayısız canlar yandı, yanmakta hâlâ;
Susulup, oturulur, alınmaz kâle.
İçiniz acımaz mı bakınca hale?
Bilmem ki durdurmaya nedir bahane?

Zavallı vatanım sahipsiz çayır;
Çünkü birileri seyirci kalır.
Belli ki vargelden o da kâr alır;
Bakar görmez gözleri,sus payıdır!

Diyorlar bal tutan, yalarmış parmak;
Yeter mi obura parmak yalamak?
Böyle harisleri doyurur ancak;
Bodoslama küpün dibine dalmak!

Bin çöplüğe dalıp isim yapanın,
Abuk sabuk işle caka satanın,
Rezillikle gündemde yer kapanın,
Alkışçısı boldur yoldan sapanın!!!

Emek verip, bir şeyler kotaranı,
Sunsa bile elmas ile altını,
Tanıtmaya yoksa elden tutanı,
Deha olsa yok sayar ülkem insanı!

Arkan varsa kabul görür kolayca;
Yahut da tutarsan rüşveti bolca.
Üzmeden ve hızlı bunlarla anca ;
İş bitirip, davranılır insanca!

Bulmuşlar bu koyun gibi milleti,
Reva görüyorlar sanki zilleti.
Elbet bir gün yeneceğiz illeti;
O güne dek güdül bakalım hadi!

En önemli şeylerden biri öğrenim;
Ne yazık ki ülkemde değildir mühim.
Oysa medeniyetin yolu, gelişim;
Buna ancak, eğitim sağlar ulaşım!

Okullar yetersiz, eğitim güçsüz.
Talebe ezberci, bilgi verimsiz.
Eğitmen çaresiz, sistem olumsuz.
El atan yok, kalmış öksüz,umutsuz!

Öğrencinin okumktı tek derdi.
Yarış; kazanırsan okursun,dendi!
Talih eğer yaver giderse şimdi;
İşte ikramiye buna denirdi!

Sıradan test eder, sınarlar bizi,
Elekten geçirir süzerler bizi,
Dal bile seçtirmez, üzerler bizi,
Derler,ne çıkar bahta,o bekler sizi!

Başka şans yok diye bu yola girdik;
Kat etmek uğruna çok uğraş verdik.
İyi dereceyle mezun edildik;
Neye yarar, iş yok dendi, savıldık!

Söndürüldü hayalimiz, ümidimiz,
Boşa çıkarıldı onca emeğimiz.
Bu mu idi gelecekten beklentimiz?
Diplomalı boş ordusu ürettiniz!

Sıra gelir askerlik hizmetine.
Katliam kokusu yayılır yine.
Korku verir subayına erine;
Kaygı duyurur derinden derine!

Ana - baba derde salar kendini;
Gazi midir yavrum,yoksa şehit mi?
Diye, korlar yakar yüreklerini.
Soran olmaz nasıldır hallerini!

Şehzadeler ise ya kaytarılır;
Ya da hazır yeri baldan tatlıdır.
Üç beş ayı sefa ile atlatır;
Der, vazife bitti, terhis hakkımdır!

Yanlışa, çirkefe fazla bulaştık.
Paye verip, rağbet ile yaklaştık.
Doğru, güzel olandan uzaklaştık.
Türkiye’ m, bet oyuna perde açtık!

Kitap okumaya alışamadık.
İnsan olmak için savaşamadık.
Çağdaşlık yolunu biz aşamadık;
Aşmak şöyle dursun, ulaşamadık!

Bazılarıysa her şeyi aşıyor;
Gül gülistanlıkmış gibi yaşıyor.
Keyfe, zevke doludizgin koşuyor
Vur patlasın,çal oynasın coşuyor.

Kimi peçeteyi, doları saçar.
Kimi tabak kırıp, ceketi yakar.
Saçma sapan eğlencelere takar.
Yozlaşır, kendini dağıtıp, şaşar!

Denizler kirlenir, ormanlar yanar,
Sokaklar pislikten çöplüğe döner,
Şu canım ülkemin ışığı söner,
Çoğunluk aldırmaz, azınlık söver!

Ne yazık ki bilindiği üzere;
Azınlıkla varılmıyor bir yere.
Her konuda alışılmış bir kere;
Binilen dal kesilmeye, ne çare!

Bitmeli artık bu vurdumduymazlık;
Uyanmalıyız ki gitsin aymazlık.
Tetikte durmalı, var çok hazırlık;
Türkiye’mize atmak için kazık!

Bizse buna karşı ne yapıyoruz?
Miskince gevşeyip yayılıyoruz .
Lafa gelince, pek atıp tuyuyoruz;
Ve de mangalda kül bırakmıyoruz!

Yürür mü laf ile peynir gemisi?
Çaba, emek ister ilerlemesi.
Yapılmalı konuşmaktan fazlası;
Sağlanmalı acilen yol alması!

Yürümek varken bakmadan arkaya,
Gerek duyarken atağa kalkmaya,
Ve muhtaçken uygarlığa akmaya,
Tam gaz ile uğraşırız batmaya!

Bazı gün olsa da pek hoş bir şeyler,
Çıksa da değerli, dahi beyinler…
Hiç bitmediğinden, içten yemeler;
sıra gelmez buna, ayrılmaz gider!

Kırk yılda bir Çıkar böylesi özellik.
Önemsenmez, yapılır kadir bilmezlik.
El karşıdan kapınca,olmaz vermezlik.
Zaten ancak bizdedir böyle kerizlik!!!

Tam yararlı olacakken vatana,
Sırt çevrilir ışıldayan altına.
Hizmetini başka ülke adına,
Yapmak zorunda kalır yana yana

Bir gün adı duyulup da, tanınınca,
İstenir hemen hazırlopa konmaca.
Haydi gel diye çağrılır bu yamaca,
Sahiplenip,bizdensin denilir, anca!

Söyleşmenin altını çizmeye değer;
Çünkü tüm ilişkileri o dengeler.
Sağlıklı olur ise iletişimler;
Belki biter sürtüşmeler,didişmeler!

Ne yazıktır ki bunu da boşluyoruz;
Belki de onun için bu kadar kofuz.
Konuşma özürlüsü olursak sonsuz;
Anlaşmalar kalır hep yarım,sonuçsuz!

İnsani ilişkiler bitti, bozuldu,
Sevgi denen güzellik yürekte soldu,
Hayatın en yüce kavramı yok oldu,
Yerine sayısız sahtecilik doldu!

Yapmacık gülüşler, abartı haller,
Kaçamak bakışlı, yalancı gözler,
İçtenlikten uzak, uydurma sözler,
Yazık, oyuncu olmuş hepten yüzler!

Yalan dolan, iftiralar, dedikodu,
Nifak sokmak,fesadın gelmiyor sonu.
Arkanı döner dönmez hazırdır konu,
Yapmak için doyasıya fiskosunu!

Nerede şimdi eski, saf ilişkiler,
Akraba, konu komşuyla görüşmeler,
Eş, dost, ahbapla sarılıp öpüşmeler,
Sevecen bakışlar, neşeli gülüşler?

Her şey son buldu,bir kazanma hırsı var;
Bir de televizyon ile bilgisayar.
Günümüz insanına yetiyor bunlar;
Ne gerek dost, akraba, hem arkadaşlar?

Hiçe sayılıyor artık maneviyat;
Günün modası oldu şimdi maddiyat.
Çok kişi görüyor onu hayat memat;
Çılgınca koşturuyor peşinden,heyhat!

Ona tapar oldu çocuklar bile.
Birkaç lira geçirdi miydi ele,
Arkadaşından da fazlaysa hele;
Zevkle, gururla kabarır yele!

Bir zamanlar vardı bir hüsnüniyet;
Arkadaşı idi şeref, fazilet.
Vuruldu bunlara acımadan ket.
Nerede şimdi o eski asalet!

Dizelerle sorunlar çözümlenmiyor.
pürüzler mümkün değil temizlenmiyor.
Yalnızca düşünceler dile geliyor;
Derlenip, acı gerçekleri söylüyor!

Ne hallolacak derseniz yazmak ile;
Yanıt, boşalmak umudu kalemimle.
Tüm öfkemi kağıtlara kussam bile;
Çözülmez içimdeki kördüğüm çile!

Emekler gitse de boşa, hebaya;
Söz geçmiyor güdüye gem vurmaya.
Esinlendim girdim yine havaya;
Takıldım bambaşka bir konuya!

Sızdırdılar her yere adamlarını.
Geçerli saydırdılar kanunlarını.
Yok saydılar çağdaşlık kurallarını.
Bilinsin, tek amaç ezmekti Atanı!

Her şeye eyvallah dendi orada dur!
Atayı ezmek sandın mı ki kolaydır?
Suskunlar da şahlanır,güçsüz değildir;
Bizler varken O asla öksüz değildir!

Ona sırt çeviren namerdin tekidir.
Türk’ ün yüz karası, kiri, lekesidir.
Olmadık fikirlerin laf ebesidir.
Lütuf bilmez nankörün ta kendisidir!

Şu dünyada kalsam da bir tek yandaş;
Umurumda olmaz ne cinsiyet ne yaş.
Gerekiyor ise uğrunda savaş;
Atam’a sonsuza dek fedadır bu baş!

İşte şimdi de yolda bir başka konu,
Dağarcıktan döküldü başı ve sonu.
İteledi dürtüm, dedi ki yaz onu,
Çok mühim meseledir, biliniz bunu!

Bol üreyen çeşit çeşit tahılımızı,
Mis gibi kokan leziz muzlarımızı,
Daha pek çok sebze ve meyvamızı
Yok sayarız,yaban yeyip,öz malımızı!

Pardon yanıldım,bunlar geçmişte kaldı.
Tarım uzun zamandır kendini saldı.
Toprakları küstürdük, verim azaldı.
Helal bize, yok ediş tam notu aldı!

Yok edişimiz değil yalnız tarımda,
Öldü sanayimiz de, balıkçılık da,
Elden gitti büyük baş hayvancılık da.
Tüm kayba karşın,yükseldik yağcılıkta!

Yer altında zenginmiş diyorlar maden.
Neden hep fakir kalmış ülkemiz madem?
Ne olacak, dış borç dağ kadar halen.
Kul olduk, kendimizin efendisiyken!

Tüm ihtiyaca cevap varken vatandan;
Tesise izin çıkmaz büyük patrondan.
Vaktinde düzenini kuramayandan;
Çekip alır fırsatı, pusuda yatan!

Kendi yerimizde olduk emir eri;
Bundan böyle oynarız hep köleleri.
Bildiğimiz halde o nice cevheri;
Bakarız, kedi izler gibi ciğeri!

Bir ithal malı diye tutturuldu.
Aslı varken yapayı yutturuldu.
Özde ne var ise unutturuldu.
Böylece ekonomi de kurutuldu!

Dükkanlara konuldu yabancı isim.
Dışarı malı olsun dendi her şeyim.
Türk malı hepten oldu tu kaka cisim.
Dur de artık Türkiye’m,duyulsun sesin!

Beri yandan showroomlar,shoplar türedi.
Oteller, bankalar, plazalar üredi.
Semalara gökdelenler tünedi.
Rezidansımız eksik kalmasın dendi!

Bu yetmedi, kenti sti diye andık.
Manhattan’ a özenip nazire yaptık;
Maslak adı küfür mü?Mashattan taktık!
El dili benimsendi, Türkçeyi sattık!!!

Kırk yıllık meddah şimdi stand up oldu.
Komik dizi adına CitCom koyuldu.
Gerçek gösteriyse, artık realite şow’du.
Kendimizi unuttuk, bize ne oldu?

Vecize der ki: “bir lisan, bir insan,”
Kabûl, iyi şeydir bilmek bir lisan.
Ama yerli yerinde kullanırsan
Ve kendi diline harmanlamazsan!

Unutmamalı özü hiçbir konuda,
Yarışmalı sahip çıkma yolunda
Ki; hoşlukla bize dönsün sonunda.
Ancak böyle oluruz üst konumda!

Yine daldım yoruma,böldüm mevzuyu.
Ne demeli içten böyle geldi duyu.
Ayrıntılara girsem de koyu koyu;
Şimdi yakalarım üstteki konuyu!

Hamburgerle, çizburgerini diretti.
Coc Cola’ya hepten tiryaki etti.
Sesini vatanımda fazla gürletti.
Bizdeyse ses telleri iflasa gitti!

Giderek kendimize yabancılaştık.
Eli günü dost sanıp,pek kucaklaştık.
Özene özene Amerikan’ laştık.
Biz bize yetemedik fena bulaştık!

Paramız dövize çalsa da galebe;
Düşünmez kalırız hep ellere gebe.
Oyunlarda olursak böyle baş ebe;
Unutma, sonra deyiverilir sobe!!!

Dolarla doğduk sanki, dolarla öldük.
Alım, satım, kirada dolar ödedik.
Tüm parasal işlerde ona yöneldik.
Dolamadık hiç,hep boşaldık,köreldik!

Bir gün ismini de değiştirirlerse,
Özenti, yabancı bir ad verirlerse…
Sanırım ki hiç mi hiç şaşmam o işe
Ama, kahrolurum bu sapkın gidişe!

Zaten uçuyor topraklar sinsi sinsi.
Birden bizim diyecek yaban elçisi.
Güzel vatan olacak elin ülkesi.
Yemeyenin malını yiyecek birisi!

Her nedense hiçbir şey gelmiyor elden,
Ses soluk çıkmıyor, sorgu yok bizden.
Bir de güya yürekliydik ezelden,
Şimdi neden ses çıkmaz o yüreklerden?

Asırlardır kuklalıktan hiç bıkmayız.
Üstelik onda bile hep figüranız.
Artık usta bir oyuncu olmalıyız.
Vatan için başrolde oynamalıyız!

Nerdeyse destan oldu, bitmek bilmedi.
Meğer ne çokmuş halkın çilesi, derdi.
Eksik-gedik saymaktan, gücüm tükendi.
Hicap duydum yermekten, özüm utandı!

Üç dakika dinlendim, zihnim açıldı.
Düşüncelerim sözcüklere taşındı.
Sözcüklerse dizelere saçıldı.
Dörtlüklerde canlandı, anlamlandı!

İşte böyle yazıldı başka bir konu.
Kısa tutmaya çalışacağım onu.
On, on iki kıtayla sınırlı sonu.
Çünkü yazılacak şey yığınla dolu!

Çekilir başka yerlere dikkatler.
Karıştırılır türlü türlü haltlar.
Kitaba uydurulur bütün şartlar.
Şefin elindedir tüm uygun kartlar!

Varken ülkede pek çok ciddi mesele;
Gündem meşgul edilir boş saçma işle.
Saf akıllar dolarken koca bir hiçle,
Bol meydanda at koşar son hızla,güçle!

Örneğin: Semra Hanım ve oğlu Ata;
Ekranı esir aldı sayısız hafta.
Program sıralamasında en ön safta;
Boy gösterdi, çıkmışçasına taht’a!

O yetmedi, ölünce şehit denildi.
Hak etmeden yüce mertebe verildi.
Fütursuzca, kimseden çekinilmedi.
Kutsal unvan harcıalem edildi!

Tam oh bitti kurtulduk diyorken şükür;
Çıktı Banu Alkan’la Murat Taşdemir.
Ardından Ahu Tuba sanki bir emir.
Her şeye konan yasak,bunda nerdedir?

Ve şimdi de uyuşturma türünde;
Programlar dolaşıyor gündemde.
Kanalların neredeyse hepsi de;
Evlendirme, yarıştırma derdinde!

Bu gibi sağlıksız yakınlaştırmalar;
Doğurmaz mı sonu kötü ilişkiler?
Yapılırken böylesi yakıştırmalar;
Sorumluluk üstlenir mi, bu kişiler?

Bir de yarışmalara göz atalım,
Abuk sabuk olanı anlatalım.
öncesinde güzelce bir tartalım;
Gerekli yorumu hemen yapalım.

Kimi cam çiğneyen, yarım akıllı,
Kimi dişle tır çeken andavallı,
Kimi tene şiş batıran zavallı…
Bu gibiler malûm yere yatmalı!

İşte size adilane bir sunum,
Elden geldiğince tarafsız oldum.
Aklı olanda da, şudur durum:
Böyle işe yapılır böyle yorum!

Şimdi tekrar konumuza dönelim,
Kaldığımız yerden irdeleyelim.
Dost sözü acıysa da gürleyelim,
İçimizden geçeni söyleyelim!

Bir de magazinsel yayınlar var ki,
Düzeysizlik yarışındalar sanki…
İğrençlikte önde gider İllâki;
Olur rezillik sırasının ilki!!!

Bu yalnız örneklerden birkaç tanesi,
Ekranları doldurmaktadır nicesi.
Değer verilir ise hiçe böylesi,
Gelecektir ardından yüzlercesi!

Oturup izlenmezse bu saçmalıklar,
Özenip okunmazsa lüzumsuzluklar,
Doldurulmazsa beyne o bomboşluklar,
Zihinler açık kalır belki a dostlar!

İzlemek istemeyenler de var ama,
Konu ediliyor haber programa.
Yapılıyor adete göze dayatma.
Oluyor tam da metazori seyretme!

Hep yanlışa mı takılı insanımız,
Hoş olmayana mı meyyal bir yanımız,
Yoksa değerlerden hiç mi anlamayız,
Ermez mi güzele, doğruya aklımız?

Elbette doğruyu düşünenler de var.
Ama, ata sözleri de anlamlılar.
Der ki:“Kurunun yanında yaş da yanar,
Doğru söyleyeni dokuz köy kovalar!”

Şimdi de hastanelerden söz edelim;
Edelim de yazık ki varmıyor dilim.
Yazmak için bu aczi tutmuyor elim;
Çünkü hali gerçekten de pek elim!

İşte bu konu da akla gelenler;
Tüm olumsuzluklar söylenecekler.
Duyup da utansın, o söyletenler
Ki, biraz olsun uyansın yönetenler!

Fırsat kalırsa yazılıp-çizilmekten,
Yetişilirse mesailer bitmeden,
Gayya kuyusu gibi hastanelerden,
Şifa bulur, kurtuluruz belki dertten?

Koşturmaktan kalmışsa dizinde derman,
Sormazlarsa cebinde var mıdır paran,
Sayısız eziyetten gelmezse son an,
Sıra gelir medet ummaya doktordan!

Dayanamaz ise bunlara hasta;
Sağlık sisteminden şu çıkar bahta:
Kutu şekli çakılmış birkaç çift tahta;
Dayanır musallaya, durulur safta!!!

Yapılmıştır elden gelenin fazlası,
Zaten çok hastaydı, zordu yaşaması,
Buraya kadarmış ömrünün vefası,
Eh rahmet ola denir, yenir helvası!!!

Önce bulunur belediye binası;
Çalınır memurun oda kapısı.
Görevli pek bunalmış,atmış kafası;
Bunun da bize çıkar faturası!

Aksilikle söylenip, iş uzatarak,
Acılı insanları zora koşarak,
Eksiksiz belgelere kusur bularak,
Çıkarsız,istemez işlem tamamlamak!

Ardından koskocaman kazık atılır,
Konut fiyatına bir mezar satılır,
O da yetmez, üste KDV katılır,
Soyulup bırakılır adam tamtakır!

Emekli ise ölen pek sevinilir.
Hele kimsesi yoksa, keyiflenilir.
Ödenekten bir maaş daha silinir.
Oh, bu asalaktan da kurtulduk denir!

Vicdan,merhamet,sabır hem de özveri,
Son hız ve durmamacasına seferi.
Her gün gidiyor binlerce adım geri.
Belli ki, tümden katılaşmış kalpleri!

Yüreğim kanar, içim acır ülkeme.
Kederimden eriyip dönerim muma.
Her an battı batacak, gidiyor güme.
Başlar, halâ neden gömülüdür kuma?

Ne kadar sindirilsek,susturulsak da;
Birikenler dağarcıkta, pusuda.
Beliriyor birer birer usumda;
Diyor hadi durma yaz her konuda!

Haberlerde ekonomi süslenir.
Sıkılmadan enflasyon düştü denir.
Kulaklara yalan sözler üflenir.
İnsanlarla adeta eğlenilir!

Zamlar halen dolaşırken zirvede,
Maaş, kıpırtıları en alt düzeyde.
Büyüdü göçükler derinde,yüzeyde.
İt miyiz ne, hep bir kemik önümüzde?

Borç boğazda, Alacaklı yakamda,
Çoluk çocuk aç, çıplak, sokakta,
Hastamız var ilaç ister yatakta,
Yedirdiler kafayı, boynum halatta!!!

Parlar gözleri coşku ile delice,
Zevk ile sırıtılır, inceden ince.
Zam sırası kendilerine gelince;
Yapılır sunum,bol bulamaç,bol kepçe!

Şu dünya malına doyamadılar.
Yapışan koltuktan cayamadılar.
Hırstan soluk bile alamadılar.
Yazık ki bize de aldırmadılar!

Keşke boyun eğmeseydik bir şeye.
Sesimizi yükseltseydik her şeye.
Şimdi böyle sıkışmazdık köşeye.
Verilmezdi belki de gem azıya!

Bir de iz bırakan vakalar var ki,
Ona da söylenecek söz var bir iki.
Çıldırtır boşaltmazsam dışarı belki,
Kavurur yüreğimi kor gibi sanki…

Sivastı, Susurluktu,ergenekondu
Sürekli karşımıza bir olay kondu.
Teki sonuçlanmadı, uzadı durdu,
Her biri bir yılan hikâyesi oldu!

Karman çorman oluyor eskiyle yeni.
Her neden ise, bir ileri, bir geri?
Hortlatarak bu köhnemiş haberleri,
Kafa karıştırmak mıdır niyetleri!

Suçlu suçsuz görmezden geldi gözler.
Araştırıp, bulunmadı doğru izler.
Karıştırıldı pisler ile temizler.
Lekelendi nice masum, ak isimler!

Ağır gelince Cumhuriyet’ in tadı;
Terörist oldu Atatürkçünün adı.
Bu yüzden ceza kesti onlara kadı.
Böylece, yine meydan soysuza kaldı!

Onursuz onurluya atar pis topu,
Görmez şahsınındır,kirli soyu sopu.
Giyince üzerine şeytanî robu;
İndirir pak ademe kamçıyı, copu!

Nerede değindim onlarca konuya,
Bu mevzu gelmez hiç yabana atmaya.
Bir köşe de ayrıldı dine, kapanmaya,
İmge yetip, dil döndüğünce anmaya!

Haber yapıp, manşete taşıdınız.
Mühim miydi, mecliste tartıştınız?
Üstelik anlamını saptırdınız.
Sıkma başa türban deyip çıktınız!

Türbanın aslı, farklı bir örtü,
Kapanmanın daha gelişmiş türü,
Çağdaşça örtünmenin görünümü,
Boneyi andıran şapka figürü!

Kara çarşaf kötülüğün anası,
Kötü yanı pis gizleri sarması,
Ardı bilinmeyeni kapaması,
Ve kesinkes asra yakışmaması!

İnançla namus değildir örtünmede,
O yürekte bir yerde, en derinlerde,
Ve tertemiz, dupduru düşüncelerde,
Aranmamalı boşa başka yerlerde!

Sözümüz yok gerçek müslümanlığa,
Tutumda kaçılmıyorsa yobazlığa,
Prim verilmiyorsa hiç bağnazlığa,
Ne mutlu böyle yaşanan dindarlığa!

Yapılıyorsa bu iş din amacıyla,
Örtünme de olmalıdır adabıyla.
Karşılaşmamalıdır göz abartıyla,
Dolmamalıdır vatanım umacıyla!

Eğer dozunda ise örtülü giysi,
Yatkınsa kişinin özgür iradesi
Ve gerçekten Allah içinse rızası,
Mübarektir o kişinin tüm çabası!

Ama sırf göstermelik ise hevesi,
Çıkara dayanıyorsa örtünmesi,
Veya baskı kaynaklıysa bu ilgisi,
Kabarmaz mı acaba günah hanesi?

Her bir şey sömürüldü,yetmedi mi ne?
Şimdi de el atıldı Rabbin işine.
Tüm aç gözler dikildi dinin gücüne.
Alet edenin vay ki, vay haline!!!

Kimi kapalılar taslıyor dindarlık;
Açığı zannediyor inançsız, zındık.
Örtünmeyle sanıyor zavallı varlık;
Olur en doğru, en iyi Müslümanlık!

Bilmez kimse kimsenin içini nedir;
İman’ ı dilinde mi, yürekte midir?
Dudakta sessiz duayı Tanrı bilir.
İbadet ilan olmaz, çünkü gizlidir!

Şiddetle de ilgili var birkaç sözüm.
Üstünde durulması gerçekten lüzum.
Açığa çıkarmazsam darılır özüm;
Hem takılırım, arkada kalır gözüm!

Eğer anne kadınsa, kadın anneyse
Ve annelerin ayak altı cennetse,
Atasözü de doğru ve yerindeyse;
Neden ezilmektedir kadın öyleyse?

Erkeğin egosu girdi mi devreye,
Ne kültür fayda eder, ne de seviye.
Cahili hem aydını teper geriye,
Gidemez bir adım olsun ileriye!

Kırk yılda bir çıksa bile iyileri;
Genellikle pek bencil olur her biri.
Vermez kadınına gereken değeri;
Çünkü metadır, gözündeki yeri!

Her koşulda bir sebep bulur şiddete.
Neden yokken bile kapılır hiddete.
Hele kafa takarsa örfe âdete;
Sonu mutlaka ulaşır cinayete!

Bu yönelim kapsamıyor salt kadını;
Çocuk, yaşlı, herkes alıyor payını.
Şiddet denen illetin acı tadını…
Tattıranlar düşünsün yarınını!

İnsanla da sınırlı değil hoyratlık;
Yaşayan her bir şeye bu canavarlık.
Kendi cennetimizi böyle kararttık;
Anlaşılmaz bu nasıl bir duyarsızlık?

Şu hale hiç bakmaz, kalkındık deriz;
Üstelik AB’ ye girmek isteriz.
Böylesine hayalci bir milletiz;
Hep düşleriz, boşa kürek çekeriz!

Yüzdüm yüzdüm kuyruğuna gelemedim;
Bitti bitecek dedim, son diyemedim.
Bu gidişe kusur bulmaktan gerildim;
Keşke bunlara mecbur edilmeseydim!

Yüz kıtaydı hedefim onu da aştım;
Henüz ben de saymadım kaça ulaştım.
Eksik konu kalmasın diye uğraştım;
Ama bitmez, bitemez, boşa savaştım!

Zihnim yine dopdolu, bir rahat vermez;
Yapışmışlar beynime kovarım gitmez.
Pek inatçıdır dürtüm,hiç lâfım geçmez;
Faydasızmış, boşmuş aldırış etmez!

Ama söz, çok yakında noktalanacak;
Yazık ki, çarpıklık destanı olacak.
Herkes kendisinden bir şeyler bulacak;
Kâh manidar gülecek, kâh ağlayacak!

Nedense ağlamaktan çok gülüyoruz.
İlle de son dakika golü diyoruz.
Umulmadık şutla ayvayı yiyoruz.
Ve tabii ki, papazı da buluyoruz!

Zaten atalar çoktan nakşetmiş söze,
Düşünüp, sezip şöyle demişler bize:
…“ Güleriz ağlanacak halimize! ”
Ve de bu laf cuk oturmuş bünyemize!

O gün bugündür sadık kaldık gülmeye.
Bir o kadar önem verseydik ilkeye,
Yüzlerce zarar katlanmazdı ikiye,
Pazarlanmazdı hainlerce Türkiye!!!

Konuları konulara iliştirdim ,
Gündem olaylarını şiirleştirdim.
Dolan içimi boşaltıp, eleştirdim
Alması gerekenlere veriştirdim!!!!

Az bile bu söylev hak edenlere,
Bizi böyle yay gibi gerenlere,
Getirdikleri için bu günlere,
Yürek öfke dolu, daha nelere!

Katılım yoksa eğer görüşlerime,
İnanılmıyor ise deyişlerime,
Abartı deniyorsa sezişlerime,
Milyonlarca tanık var, bu da biline!

İşte yine bir şeyler geldi aklıma;
Yazılmazsa fena takılır kafama.
Üstelik mühim göndermedir topluma;
Önem verilir ise eğer bu fikrime!

Seslenirim millete şu dörtlük ile.
Yanıt almak isterim mutlaka, ille.
Olur inşallah murat ivedilikle.
Kulak ver seslenişe, iyice dinle!

Yok mu koca ülkede bir cesaretli,
Tuttuğunu koparan hem dirayetli,
Atam gibi donanımlı, yürekli ,
Dur diyecek bu gidişe sürekli?

Hicvetmek istemezdim bu denli acı;
Aksine takmak isterdim başına tacı.
Ne yazık ki durumun feci mi feci.
Otamalısın Türkiye’m bulup ilacı!

İşte güzel ülkemin panoraması,
Yazık ki, bozulmuş tadı, aroması.
Artık çok zor yeniden yola koyması,
Bu gidişle o yollar bitmez, olası!

Oysa koymuştu Atam işi yoluna;
Oturtmuştu usulünce rayına.
Tek dokunmak yeterdi kontağına;
Senin, düzde yürütülmen adına!

Ulu önderimiz nice emekle,
Var etti, bıraktı yüce görkemle,
Emanettir dedi,sonsuz güvenle.
İhanete uğradın,soysuz genlerle!!!

Kimbilir şu an bir selvi dibinde;
Sızlar kemikleri soğuk kabrinde.
Ruhundan isyan yükselir belki de;
“Ah !”der,bıraktığım Türkiye nerde?

S. Canay GÖKER



canaygoker@ttmail.com
(0216) 566 76 91
0532 708 94 33






































ekleme: 23-04-2011, 15:55

Yeni yorum ekleyin
Yorumunuz:
Html karakter kullanamazsınız!
Kalan karakter:

Kayıtlı yorumlar;
Toplam 3 yorum listelenmektedir.
 Edebiyatci (15-04-2012, 01:59)
 ÖZEL MESAJ
 ÜYE DETAYLARI
destan gibi olmuş maşallah. Başbakana gönder sen bu şiiri o okusun.:)
 Edebiyatci (15-04-2012, 01:59)
 ÖZEL MESAJ
 ÜYE DETAYLARI
destan gibi olmuş maşallah. Başbakana gönder sen bu şiiri o okusun.:)
 memleketimdünya (23-04-2011, 22:43)
 ÖZEL MESAJ
 ÜYE DETAYLARI
bir
daha
okumak
lazım
tebrikler


Şiir Arayın!!!
Kriter:


Launch Process Status



Üye adı:
Şifre:
Giriş

Şifremi unuttum
Ücretsiz üyelik


İçerdeki üyelerimiz
İçerdeki üyelerimizi görmek için üye olmanız gereklidir. Online ziyaretçi sayısı 1;
Online üye sayısı 0;
Şiir Takvim
Eylül
Pz Pzt Sa Ça Pe Cu Cmt
1 2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30            
2005


Şuan bu sayfada bulunan üyelerimiz:

Şiir.Roots.Gen.Tr TÜRKİYE'NİN En Büyük Şiir Sitesidir.
Kullanıcı şartları ve Üyelik Sözleşmesi | Yabancı dilde şiirler hakkında

server3: siir.roots.gen.tr.node9.servers.sabancitelekom.roots.gen.tr
Sadecehosting.Com: web hosting hizmetleri

Datacenter, Co Location, Vps, Vds, Web Hosting, Dedicated Server, Alan Adi